Kayıtlar

ŞİİR etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

(46) Baki Divanından

Mef’ûlü mefâ’îlü mefâ’îlü fa’ûlün İsterse n’ola haste göñül yâre sarılmak Mecrûh olıcak lâzım olur yara sarılmak (İsterse ne olur hasta gönül yâre sarılmak Cerahat olacak gerekir yaranın sarılması) Aşktan hastalanmış gönül sevgiliye sarılmak istemesi normaldir. İrin olmaması için bir yaranın sarılması gerekmez mi? Şair bir ilk yardım tekniğine de uygun olarak, yaranın üzerine bir şey bastırmak hatta sevgiliye sarılıp yaraya müdahale etmek istiyor. (haste: hasta, mecruh: irinli, sanatlar: tecrid, leff ü neşr)   Olmadı müyesser baña bir serv-i revânuñ La’lini öpüp biline bir pâre sarılmak (Olmadı nasip bana bir yürüyen selvinin Lalini öpüp beline bir kere sarılmak) Selvi gibi bir güzel kadının dudağını öpmek ve bir kere beline sarılmak bana hiç nasip olmadı. Şair sevgilinin boyunu selvi kadar uzun, dudağını lal gibi kırmızı gördüğünü ifade etmek istiyor. (müyesser: kolaylıkla olan şey, servi: ağaçların en uzunu olan selvi ağacı, revan: yürüyen, lal: kırmızı renkli taş, pare: parça, s...

(22) Fuzuli ve Âşık Edebiyatı

Batı Oğuzcasının 13. ve 19. yüzyıllar arasında verdiği edebi ürünler, genellikle “yüksek zümre” ve “halk edebiyatı” şeklinde ikiye ayrılarak inceleniyor. Türk edebiyatında batı etkisi başlayana kadar yazın anlamında bir edebiyat terimi yoktu. Namık Kemal’le başlayan süreçte ilk kez yüksek zümre edebiyatına eski şiir, kadim şiir vs. gibi çeşitli isimler verildiğini görüyoruz. Merhum Fuat Köprülü “klasisizm dönemi” ve “klasik edebiyat” gibi bazı önerilerde bulunduysa da Ömer Seyfettin'in önerdiği “divan edebiyatı” terimi genel bir kabul gördü. Halk edebiyatı tanımlaması, divan edebiyatından çok daha sonra yapıldı. Zaten batı ülkelerinde de halk edebiyatı gerçeği geç fark edilmişti. Halk edebiyatı da genel olarak “tekke edebiyatı” ve “âşık edebiyatı” olarak ikiye ayrıldı. Fakat bunların yanı sıra “anonim halk edebiyatı” da mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Kuramcılar, Batı Türkçesi ürünlerini aşırı katı kurallara bağlama eğilimindeler. Bu durum, asıl uzmanlığı halk bilimi olan Köp...

Birincil Sözlü Kültür Ortamı

Günümüzde, elektronik, yazı ve resim yoluyla pek çok iletişim aracı ve biçimi olmakla birlikte, daha önce de işaret edildiği gibi yüz binlerce yıl en eski verimli iletişim biçimi sözlü iletişimdir. Sözlü iletişim, iletilmek istenen mesajı en yoğun biçimde ve en az kayıpla aktaran yöntem dili kullanarak, yüz yüze konuşma yoluyla kurulan iletişimdir. İnsanların yazı, matbaa ve elektronik aletler gibi sesi ve dolayısıyla sözü mekâna bağlayan ve kaydeden teknolojiler kullanmaksızın yüz yüze, sese ve söze dayanarak iletişim kurdukları ortama sözlü kültür ortamı denir.İnsanların bilgi, duygu, düşünce ve beceri depolamak için kendi ve muhataplarının hafızalarından başka hiçbir kayıt teknolojisine sahip olmadığı  sosyokültürel toplumsal yapı birincil sözlü kültür ortamı olarak adlandırılmaktadır. Bilgi, duygu ve düşünceleri yazı ve elektronik kayıt imkânlarıyla depolama, saklama tekniklerinin var olduğu kültürel ortamlar ikincil sözlü kültür ortamı olarak adlandırılır. Birincil sözlü kültü...