Kayıtlar

GİRESUN etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

(64) Albay Şakir'le Hatıralar

Bozkurda tasma takmak kimin haddine Albay'la tanışıklığımın ilk zamanlarıydı. Eğitim Fakültesinde okuyan bir arkadaşımızla vakıf'ta (TÜRKAV) sabaha dek siyaset tartıştığımız gecelerden biriydi. Işımadan biraz önce hava almaya karar verdik. Bir yandan siyasete devam ediyor, öte yandan Giresun Kalesine giden yetmiş derece eğimli yokuşu tırmanıyorduk. Kısa sürede surlara ulaştık. Ortasında bir çay ocağı olan tepedeki çanakta polislere yakalandığımızda bile henüz ışımamıştı. Çanakta bir minibüsten, "-Gelin lan buraya" diye seslenen polisler bizi aracın arka koltuğuna "davet" ettiler. Ben polislere kimlik sordum, polis kimliklerini görünce "davet"e icabet etmeye karar verdik. Polislerden birisi tane tane: "-Üzerinizde paradan başka bütün kağıtları çıkarın bakayım" dedi. Bu, uzun yıllar aklımda kalacak, arada bir "üzerimde paradan başka hangi kağıtlar" var diye kendime soracaktım. Ta 97'de evden alınıp götürüldüğüm -terörle mücade...

(40) Hamdi Bozbağ

-geçtiğimiz ekim ayında  yitirdiğimiz halit suphi güvenç dostum anısına- yıllarca yan yana yaşadığımız ve yan yana büyüdüğümüz arkadaşlarımızı yitirmiştik. bazılarıyla beraber ne kadar çok defalar kurallarını çiğnemiştik okulun. hatta yatılının. fındık bahçelerinde kimler kimlerle sigara içmedi ki? gizli gizli. bira da içtik, rakıya bile alışmıştık. otuz beşlik yetmişlik *** ah o otuz beş mısra yok mu? otuz beşe üç kala hatta beş kala... göçen dostlarımız da olmuştu. kimi sevdiği kadını yeni bulmuştu oysa. kiminin bebeği daha anne bile dememişti. en güzel zamanındaydı yani. dante bizi aldatmıştı hocam. *** mutlaka beraber "firar" ettiğimiz geceler olmuştu. bazen savunma isterdi "idare", ben yazmamıştım birinde mesela. "uzaklaştırma" cezası alanlar ellerinde valizler geri dönerken yardıma koşulurdu girişte. sanki cezaevi çıkışı, mağrurca. geçmiş olsun der gibi. her birimiz birer tatar ramazandık mübarek. her ne kadar içeride tartıştığımız hatta burunlarımız...