Kayıtlar

EDB104U etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

(46) Baki Divanından

Mef’ûlü mefâ’îlü mefâ’îlü fa’ûlün İsterse n’ola haste göñül yâre sarılmak Mecrûh olıcak lâzım olur yara sarılmak (İsterse ne olur hasta gönül yâre sarılmak Cerahat olacak gerekir yaranın sarılması) Aşktan hastalanmış gönül sevgiliye sarılmak istemesi normaldir. İrin olmaması için bir yaranın sarılması gerekmez mi? Şair bir ilk yardım tekniğine de uygun olarak, yaranın üzerine bir şey bastırmak hatta sevgiliye sarılıp yaraya müdahale etmek istiyor. (haste: hasta, mecruh: irinli, sanatlar: tecrid, leff ü neşr)   Olmadı müyesser baña bir serv-i revânuñ La’lini öpüp biline bir pâre sarılmak (Olmadı nasip bana bir yürüyen selvinin Lalini öpüp beline bir kere sarılmak) Selvi gibi bir güzel kadının dudağını öpmek ve bir kere beline sarılmak bana hiç nasip olmadı. Şair sevgilinin boyunu selvi kadar uzun, dudağını lal gibi kırmızı gördüğünü ifade etmek istiyor. (müyesser: kolaylıkla olan şey, servi: ağaçların en uzunu olan selvi ağacı, revan: yürüyen, lal: kırmızı renkli taş, pare: parça, s...

Söz Sanatları Çalışma Sorularının Çözümleri-1

1. Şiirde kısa ve etkili anlatım nasıl sağlanır? Şiirde kısa ve etkili anlatım anlamları ve çağrışımları zengin sözcükleri seçmek, bunları en etkili biçimde kullanmak, cümlenin unsurlarında eksiltmeye gitmek ve metinde gereksiz kelimeleri kullanmamakla sağlanır. 2.  İtnâb hangi durumda kusur sayılır? İtnâb maksadı gereğinden uzun sözle ifade etmeye denir. Bir sözde maksadı ifade için alışılagelenden fazla kelime kullanılmışsa ve kullanılan bu kelimelerin anlama katkısı yoksa itnâb kusur sayılır ve itnâb-ı mümill (bıktırıcı uzatma) adını alır. 3. Cinâs-ı tâm ile cinâs-ı gayrı tâmın farkı nedir? Cinâs bir metinde anlamları farklı sözcükler arasındaki yazılış ve söyleyiş benzerliğine verilen addır.  Cinâsı meydana getiren sözcükler arasında tam bir yazılış ve söyleyiş benzerliği varsa bu cinâsa cinâsı tâm, cinâsı meydana getiren sözcükler arasında gerek yazılış gerekse söyleyiş farklılığı varsa cinâs-ı gayr-ı tâm adı verilir. 4. Mürekkep cinâsı basit cinâstan ayıran nedir? Cinâs ...

(32) 20 Soruda Söz Sanatları

1. Şiirde kısa ve etkili anlatım nasıl sağlanır? 2.  İtnâb hangi durumda kusur sayılır? 3. Cinâs-ı tâm ile cinâs-ı gayrı tâmın farkı nedir? 4. Mürekkep cinâsı basit cinâstan ayıran nedir? 5. Söz sanatlarının işlevi nedir? 6. Îcâz-ı hazfin amacı nedir? 7. Tıbâk-ı îcâb ile tıbâk-ı selb arasında ne fark vardır? 8. Edebi metinlerde sözlerin yan anlamları neden sık kullanılır? 9. İstiâre hangi niteliği ile kinayeden ayrılır? 10. İstiârenin güzelliği neye bağlıdır? 11. Bir mürekkep istiâre ne zaman mesel adını alır?  12. Tekrîr neden hem söz sanatları hem de anlam sanatları içinde değerlendirilmektedir? 13. Mürettep leff ü neşr ile gayr-i mürettep leff ü neşr arasında ne fark vardır? 14. Îcâz hangi durumda kusurlu sayılır? 15. Tariz hangi amaçla yapılır? 16. Anlam sanatlarının işlevi nedir? 17. Teşbihin amacı nedir? 18. Mecazlı ifadeleri ustaca kullanmak hangi yeteneği gösterir? 19. Bir mecaz (bir kelimenin gerçek anlamı dışında başka bir anlamda kullanılması) ne zaman sanat ol...

(22) Fuzuli ve Âşık Edebiyatı

Batı Oğuzcasının 13. ve 19. yüzyıllar arasında verdiği edebi ürünler, genellikle “yüksek zümre” ve “halk edebiyatı” şeklinde ikiye ayrılarak inceleniyor. Türk edebiyatında batı etkisi başlayana kadar yazın anlamında bir edebiyat terimi yoktu. Namık Kemal’le başlayan süreçte ilk kez yüksek zümre edebiyatına eski şiir, kadim şiir vs. gibi çeşitli isimler verildiğini görüyoruz. Merhum Fuat Köprülü “klasisizm dönemi” ve “klasik edebiyat” gibi bazı önerilerde bulunduysa da Ömer Seyfettin'in önerdiği “divan edebiyatı” terimi genel bir kabul gördü. Halk edebiyatı tanımlaması, divan edebiyatından çok daha sonra yapıldı. Zaten batı ülkelerinde de halk edebiyatı gerçeği geç fark edilmişti. Halk edebiyatı da genel olarak “tekke edebiyatı” ve “âşık edebiyatı” olarak ikiye ayrıldı. Fakat bunların yanı sıra “anonim halk edebiyatı” da mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Kuramcılar, Batı Türkçesi ürünlerini aşırı katı kurallara bağlama eğilimindeler. Bu durum, asıl uzmanlığı halk bilimi olan Köp...